The end..

Ekim'in 14'ü.. Bebeğimin biyolojik yumurtası oluştu. 
30 Ekim gibi de babası ile buluştu.
Nefes Can, sen ilk üç ayda beni fazlaca uyutup, yorgun bırakıp yine de abartmadan olgunlaşmaya başladın. Tüm testlerinde doktorlar harika her şey yolunda dediler :) 
4. Ay itibariyle keyifli dönemlerim başladı. Taa ki babanla işler bozulana kadar. Sen hep süper bir çocuk oldun, şimdiden teşekkür edeyim :) 
Baban baba olmaktan biraz korktu. İşin açıkçası seni ultrasonda ilk gördüğümde hele ki doktor cinsiyetini söylediğinde yani sen hakikaten varsın ya dediğim ilklerimde ağlamaktan içim çıkmıştı. Evet korkulacak bir süreç bu. İyi ebeveyn olur muyum? Hazır mıyım? Ya yapamazsam... Bir de vazgeçtiklerimiz var tabii.. Özgürlük! Sorumsuzluk.. Seninle sanki kendi hayatımızı bırakıp senin için yaşayacakmışım (buradan itibaren benim duygularım, babanla bu konuda konuşamıyoruz.) gibi hissetmek insanı endişelendiriyor. 
Cinsiyetini öğrendiğimde o kadar ağlamıştım ki araba kullanmakta zorlanmış, kenara çekip gözlerimi kurutmuştum :) eve gelip arabayı park edip babana telefonda bağırıp çağırıp boğaz manzaralı bir cafeye gidip deli gibi ağlamıştım.. Sakinleştiğimde yüzüme bakan tanımakta zorlanırdı.. 
Neyse 6. Ayımda gebelik şekeri çıktı bende tatlım. Şeker yüklemesi yaptırmadım elbette. Tamamen tesadüf. 
Diyete başladım ki iyi ki başlamışım o zamana kadar 16 kg almıştım bile. Diyetle  kilom durdu. Ta ki 37. Haftama kadar. Sonra yine başladı :( şimdi 19 kg almış durumdayım; rezillik :/ 
Baby Shower düzenledi bize sevgili Duygu Başak Ablan ve Zeynep Teyzen.. Her şey çok güzeldi.. 


Babanla boşanma safhasına geldik. Hala düşünmüyor değilim açıkçası ama seni daha çok düşünüyorum, o da elinden geleni yapıyor şimdilik. Gerisi zamana kalmış.. 
Şekerim sürekli düşüyor. 50 lerde seyrediyorum ve sürekli mide bulantısı, baş dönmesi yaşıyorum. Sen de tam tersi sürekli bi hareket, tekmeler, özellikle sol kaburgama çalışıyorsun 🙈 seviyorum ama.. Annelik işte😅


Burada nasıl da masumsun ama değil mi... 

Doktorumuz Başkent Hastanesi'nde Güldeniz Desteli. Güven veren biri. Umarım doğumdan sonra da bu savımdan vazgeçmem... 

Sen şimdilik 4070gr görünüyorsun, gelişimin ve diğer detaylar harika, suyun bol. Fakat sürekli düşen şekerim ve ben hazır olmama rağmen senin bir türlü gelmek istememen nedeniyle 40+3 olduğum an itibariyle doktorum sezeryan olmak zorundasın dedi... Suni sancı için çok yukarıdasın. Sana eziyet olurmuş elbette bana da.. Bugün aneztezi uzmanı ile görüştüm. Deneyimli annelerin diri diri kesmek dedikleri spinal aneztezi ile sezeryanı düşünüyoruz. Cuma günü hatta.. Yine de doğumdan sonra sana sımsıkı sarılıp süt verebilecek olmam harika bir duygu.. 

Off ne garip değil mi Nefes'im.. Hayata gelişine müdahale ettiğim için kötü hissediyorum.. Fakat sağlığını da tehlikeye atamıyorum. Yine de umudu kesmeyelim daha 1 günümüz var 😉  Haydi görimm seni kuzumm :) 

Karar anı!

Karar alamayan, muallakta kalmaktan öcü gibi korkan biri olarak karnında bebekle hayatının en önemli kararlarından birini vermek zorunda bırakılmak, olsa olsa hayatta seviye atlama kademelerinden biri olabilir! 

Oysa bu defa kafanda netsen! Kararını almışsan fakat ilerde karında ki tekmeci "Heyy bana sordun mu" dediğinde onun anlayabileceği net bir cevabın yoksa böyle apışıp kalırsın işte!! 

Masal yazarı

Uyuyan güzele buzlu su dökmüşler, uyanmış! 
Kırmızı başlıklı kız kurtla işbirliği yapıp, kötü cadıya dersini vermiş... 
Bir bebek doğmuş, Nefes.. Annesiyle bir masal yazmış... Bir de aşık kedi varmış, çizmesiz... Hepsi aşk dolu güzel bir hayat yaşamış... 
Hiiç klasik masal dinlememiş, hayallerin adamı olmuş! 
Nefes nefese bir hayat yaşamışlar, güzel annesiyle☺️

İllüzyonist

3 Günde değişir dünya... 
Sessizleşir, ağlamaklı olur... 

Aşk var,
Güzeldir...
Kalbin hep çarpmaz belki
Belki nabzın zamanla düzelir
Her zaman kör değilsindir başkalarına... 
Etrafından geçenlere göz süzersin belki arada..
Ama aşk vardır,
Güzeldir... 

Yıllarca sözlerim buydu. 

Sarılan insanlar görünce gidip sarsmak istiyorum. Ama kızgın değilim artık, kırgınım sadece.

Etrafıma bakınca,
Devam eden evliliklere, herkes bir illüzyonu yaşıyor.. Herkesin devam etmek için bir bahanesi var da devam ediyor. Yıllarca birbirine dokunmadan yaşayanlar da var, yanlış dokunup incitenler de... 
Hiç sevmeden duygusuzca yaşayıp kocaman kahkahalar atanlar da var, başka aşklar yaşayıp birbirine oyuncak ayı muamelesi yapıp sarılıp uyuyanlar da... Ben aşksız yaşayamam. Seçemem hiç birini.. 

İnsan alışıyor biliyor musunuz? 
Düşündükçe neden olmasın :) hele azıcık büyüyünce Nefes'im.. 
Hafta sonları arabaya atlarız, ver elini Riva :) yüzeriz... Okuma etkinlikleri, bebek buluşmaları... Minik alış verişler.. 
Daha büyüyüpte kavga ederse ben de girerim kavgaya :) komiklik olsun diye kask takar, eldiven giyerim.. Komik anneli çocuğum favori olur... 

Onu kucağıma aldığımı düşündüğümde her şey su gibi aktı içimde.. Kimseye kızmıyorum.. Kırgın ama süper anne olucam söz veriyorum... 




Tam 4 yıl sonra..

Aradan dört koca yıl geçmiş yazmayalı.. Ne aşk dolu yıllardı sana yazdığım yıllar.. Sevgili blog şu berbat kötü günlerde bana verdiğin destek için teşekkür ederim. Bugünlerde eşimle; müstakbel eski eşimle ayrılık aşamasındayız ve ben hamileyim. Bebeğimin günlüğünde bir hafta önce "Babamız bize pirzola pişiriyor, bizi çok seviyor" yazarken şimdi "uyu, bir süre derin uyu n'olur hissetme diyorum. 
Babası kötü biri değil.. 
Bitince bitiyor işte. 
Ama son iki günde yazdığım üç buçuk atan yazıları okuduysanız anlarsınız ki çok korkuyorum.. 
Bayağı zormuş bu işler😓 oysa ben her kızmam da dilime pelesenk etmiştim "Boşanıyoruz! Hııhh demeyi". Hayata gelmek için temmuz sıcağını bekleyen minik bir kuzu tüm gücüyle tekmelerken hele... 
Hele hamilelik diyet kitabında ki mezuranın üzerinde bile anneli babalı resimler varken, en baba olmaz dediğiniz adam bebeğimin odasını boyadım, ayh bıyıklı emzik sipariş ettim, çok aradım ama değdi diye size ballandıra ballandkra anlatıyorsa zor be kardeşim.. 
Ama ne kolay ki diyelim, değil mi?
En kötüsü de deli gibi aşık olduğum, deli gibi aşık olduğuna inandığım adamla bunları yaşadıktan sonra kim beni bir daha ikna edebilir aşka, sevgiye, evliliğe...inansam da bebekli ve şimdilik şişko birine kimsenin aşık olacağını da sanmam😁 

Bilinmeyen gelecek hayalleri

Meğer iki çocuğum olsunmuş,
Biri kız
Biri erkek..
İkisinden sonra da taş gibi dolaşayımmış.. 

Meğer,
Eşim boyacı olsunmuş, tamirci bir de
Bir de bebek altı değiştirici..
Hamal olsunmuş
Biraz ahçı.

Meğer,
Laylaylom olayımmış ben..
Bol kahkaha atıp,
Gezip dolaşayımmış.
Bozcaada'da yaşayıp
Kaş'ta mohito içeyimmiş...

Meğer cehennem bu dünyaymış,
Sevgi bitince.
27. Hafta

Erken.

Koynumda bir ben varım,
Ne eş,
Ne kedim...
Erken unutulmuş hissediyorum Sezen.
Henüz bahar başlamamışken,
Yeniden yeni yetmeliğin kelimeleri arasına sıkışmış hissediyorum.

Masum değiliz 6.defadır çalıyor kulağımda
En acıtan sözü içime işlesin diye.
İçindeki çocuğa sarıl!


İçimde bebeğim, Nefes'im...
Nefes'im senin değil bu duygular...
Doğmadan unutulmadın.

Uyu,
Yaşama sen bu saatleri..
Bu zamanlar senin değil benim zamanlarım.
Masum değiliz hiç birimiz.
Bir sen masumsun,
Bir de kedim...

Levrek, hamsi, kalkan... Kader anı Haziran!

Levrek, hamsi, kalkan... Kader anı Haziran!: "“Seninki kaç santim?” kampanyasının sonucu belli oluyor. Tarım Bakanlığı balıkların ve denizlerin geleceğine Haziran’da karar veriyor. İş işten geçmeden, balıklar tükenmeden, daha fazla ertelemeden, hemen şimdi eyleme katıl."

Sayın Lordum..siz beni hiç görmediniz.

Sayın Lordum

Haydi,gelin Sayın Lordum !
Masama oturun
Dışarda hava o kadar soğuk ki
Burası rahat
Ne yaparlarsa karışmayın,Sayın Lordum
Ve rahatınıza bakın
Acılarınızı benim kalbime
Ve ayaklarınızı bir sandalyeye koyun
Sizi tanıyorum Sayın Lordum
Siz beni hiç görmediniz
Ben sadece bir liman kızı..
Ve sokağın bir gölgesiyim
Gene de çok yakınınızdan geçtim
Dün siz geçerken
Çok gururluydunuz
Öyle ya ! Tanrı sizi memnun ediyordu
Omuzlarınızda dalgalanan
İpek fularınız ile
Önemli bir rolünüz vardı
Sanki bir kral gibiydiniz
Bir hanımefendinin kolunda
Muzaffer bir eda ile yürüyordunuz
Aman Tanrım ! kadın ne kadar güzeldi…
Kalbimde o kadına karşı soğukluk duydum

Haydi,gelin Sayın Lordum !
Masama oturun
Dışarda hava o kadar soğuk ki
Burası rahat
Ne yaparlarsa karışmayın,Sayın Lordum
Ve rahatınıza bakın
Acılarınızı benim kalbime
Ve ayaklarınız bir sandalyeye koyun
Sizi tanıyorum Sayın Lordum
Siz beni hiç görmediniz
Ben sadece bir liman kızı..
Ve sokağın bir gölgesiyim

Bir de derler ki
Bazen herkesin yüreğinin parçalanması için
Bir geminin olması yeterlidir
Gemi gittiği zaman
Hayatınızı mahvettiğini
Anlamayı beceremeyen
Öylesine tatlı gözlerindeki
Yumuşaklığı da Lord ile beraber götürürdü.
Aşk ağlatır
Bu da gösteriyor ki hayat
Sonra yeniden yakalamak için
Tüm fırsatları size verir

Haydi,gelin Sayın Lordum !
Bir çocuk gibi görünüyorsunuz
Ne yaparlarsa karışmayın Sayın Lordum
Benim krallığıma gelin
Ben vicdan azabını tedavi ederim
Ben romans(dokunaklı aşk şarkısı) söylerim
Hiç şansları olmayan
Lortları anlatırım
Bana bakın,sayın Lordum
Beni hiç görmediniz
Ama..siz ağlıyor musunuz sayın Lordum ?
Buna asla inanmazdım
Eh peki,hadi bakalım sayın Lordum
Bana gülümseyin sayın Lordum
Bundan daha iyisi küçük bir gayret..
İşte bu..
Haydi gülün sayın Lordum
Haydi ! şarkı söyleyiniz sayın Lordum
La la la
Ve evet dans ediniz sayın Lordum
La,la,la bravo sayın Lordum
La,la,la..bir daha sayın Lordum…la la la

Sayın Lordum..siz beni hiç görmediniz.















Sayın Lordum

Haydi,gelin Sayın Lordum !
Masama oturun
Dışarda hava o kadar soğuk ki
Burası rahat
Ne yaparlarsa karışmayın,Sayın Lordum
Ve rahatınıza bakın
Acılarınızı benim kalbime
Ve ayaklarınızı bir sandalyeye koyun
Sizi tanıyorum Sayın Lordum
Siz beni hiç görmediniz
Ben sadece bir liman kızı..
Ve sokağın bir gölgesiyim
Gene de çok yakınınızdan geçtim
Dün siz geçerken
Çok gururluydunuz
Öyle ya ! Tanrı sizi memnun ediyordu
Omuzlarınızda dalgalanan
İpek fularınız ile
Önemli bir rolünüz vardı
Sanki bir kral gibiydiniz
Bir hanımefendinin kolunda
Muzaffer bir eda ile yürüyordunuz
Aman Tanrım ! kadın ne kadar güzeldi…
Kalbimde o kadına karşı soğukluk duydum

Haydi,gelin Sayın Lordum !
Masama oturun
Dışarda hava o kadar soğuk ki
Burası rahat
Ne yaparlarsa karışmayın,Sayın Lordum
Ve rahatınıza bakın
Acılarınızı benim kalbime
Ve ayaklarınız bir sandalyeye koyun
Sizi tanıyorum Sayın Lordum
Siz beni hiç görmediniz
Ben sadece bir liman kızı..
Ve sokağın bir gölgesiyim

Bir de derler ki
Bazen herkesin yüreğinin parçalanması için
Bir geminin olması yeterlidir
Gemi gittiği zaman
Hayatınızı mahvettiğini
Anlamayı beceremeyen
Öylesine tatlı gözlerindeki
Yumuşaklığı da Lord ile beraber götürürdü.
Aşk ağlatır
Bu da gösteriyor ki hayat
Sonra yeniden yakalamak için
Tüm fırsatları size verir

Haydi,gelin Sayın Lordum !
Bir çocuk gibi görünüyorsunuz
Ne yaparlarsa karışmayın Sayın Lordum
Benim krallığıma gelin
Ben vicdan azabını tedavi ederim
Ben romans(dokunaklı aşk şarkısı) söylerim
Hiç şansları olmayan
Lortları anlatırım
Bana bakın,sayın Lordum
Beni hiç görmediniz
Ama..siz ağlıyor musunuz sayın Lordum ?
Buna asla inanmazdım
Eh peki,hadi bakalım sayın Lordum
Bana gülümseyin sayın Lordum
Bundan daha iyisi küçük bir gayret..
İşte bu..
Haydi gülün sayın Lordum
Haydi ! şarkı söyleyiniz sayın Lordum
La la la
Ve evet dans ediniz sayın Lordum
La,la,la bravo sayın Lordum
La,la,la..bir daha sayın Lordum…la la la

Seninki kaç santim? - Greenpeace

Seninki kaç santim? - Greenpeace: "2050’de dünyadaki balık stokları tükenecek. Denizleri hala sonsuz bereket kaynağı olarak görüyorsanız çok yanılıyorsunuz. Büyük balıkların %90’ı çoktan yakalandı. Toplam balık stoklarının %60’ı bitti. Gerı kalan %40 ise 40 yıl içinde son bulacak. Balıkların bittiği gün deniz yaşamı da bitecek."

düğün masalı


ayın halelerinde kalmış peri tozu döküldü saçlarıma
o gece.
aynı gece sihirli küpün ağzı açıldı yine
onlarca kahkaha çıktı
kötü kaba çirkin.
bazen sessiz bir çığırtkanlıkla kör etti gözlerimi
bazen pembeydi bebek yanaklarından çıkan kahkaha
içimde renkli bahar kelebekleri
suyun üzerinde kanat çırpan balıkçıllara göz kırptı,
uçtu onlarla,
sudaki balıklarla yüzdü ve yeşil kurbağanın
üzerinden atlayıp dolandı boynuma.
atkım oldu ısıttı beni.

ıssız bir dağın tepesinde
yeryüzünün en derinlerinden şırıl şırıl bir akan su vardı bakışlarında,
ve minnetinden şüphe duyulmayan yaşlı teyze kadar
içtendi elleri.
sabahın seherinde yaprakların üzerinde kalmış çiğ damlaları gibi ışıldadı gözlerim,
anneannemin çocukken kavurduğu helva kokusunu duydum
"sen dedi, çocuksun hala..."



bakışların gidince elden
hassas zincirlerin kopmasına
hassas iki kelam etmek kafidir dosta.
sihirli küpüme
biraz aşk koydum biraz da kırmızı napolyon kirazı.
yeşil sarmaşıklarla doladım ağzını,
açtı ağzını ve ağladı
tüm dünyanın tahminimizden çok çok fazla ağlayışlarını anlattı
ağız dolusu.

sonra cam gibi gözlerle uçuşa geçen zihinde yolculuk başlar,
eskiye eskiye..

meslek bozuntusu

hmm..